Kaşıntı yapmayan ısırgan otları arasındaki frenk üzümü mü? Küçük bir kız çocuğuydu. Yeni büyüdü. Anadolu lisesini kazanamadıktan sonra konservatuvardı, güzel sanatlardı derken iletişim okudu. Bir buçuk senedir reklam sektöründe çalışıp markaları için çabalıyor. Bazen tası tarağı toplayıp ya da varı yoğu bırakıp kaçmak istese de; aslen yaptığı işi seviyor. Üstelik eğitim gördüğü mesleği yapabildiği için de kendini şanslı sayıyor. iPhone'u elinden ne yazık ki hiç düşmüyor, sosyal medyayı her yönüyle kullanıyor. Vakit buldukça eline geçen her şeyi okuyor, film izliyor. Bir gün koca bir oda kütüphanesi olacağını hayal ediyor ve o güne sürekli yatırım yapıyor. Hemen hemen her gece yatmadan telefonla konuşuyor. Hep uzakları gezmek, yepyeni yerleri görmek istiyor. Süslü yemekler yapmaya pek meraklı, açıkçası ağzının tadını da biliyor ama yapmayı pek beceremiyor. Zeytinyağlı kereviz ve enginara bayılıyor. Bir zamanlar piyano çalıyordu, şimdi de saksafon çalmak istiyor. İçinde gizli bir Karadenizli olduğuna inanıyor, kemençenin sesini duydu mu kanı kaynıyor. Sabahları sevdiklerinden ‘günaydın’ mesajı alınca yüzünde gülücükler açıyor. Paris’i gördüğünden beri unutamıyor. Sporla arası iyiydi ama ne zamandır boşlamıştı, sonunda enerjisini buldu ve yogaya başladı! Marion Cotillard'a resmen aşık. Parası olunca pick-up alıp modifiye etmeyi düşünüyor. Şekerinin düştüğünü bahane ederek sürekli çikolata aşırıyor. He bir de sanırım hepinizi sevmeye çalışıyor! Om mani padme hum… 12.05.09
Twittroll
Following
Kedilerin şu meşhur oturma pozisyonu var ya, işte aşağıdan böyle görünüyormuş.
Yorum